Füsun Sayek Anısına Arsuz’da

Makale

 

Dr. Nilüfer Benal

Bak biz

Arsuz heyecanlar yaşıyoruz

Latifeden harbî hikâyelerimizi okurken

Dudaklarımız müptelası isyankâr aşkın*

Bu yıl on altıncısı düzenlenen Füsun Sayek Sağlık ve Kültür Etkinlikleri kapsamında, TTB Dr. Ali Özyurt Kültür Sanat Edebiyat Kolu olarak Arsuzlularla buluştuk. Pandemi koşulları nedeniyle ara verdiğimiz edebiyat matinelerine, tüm hekimlerin “Füsun Ablasının,” o sıcak, mücadeleci, dirayetli ruhunun kapsayıcılığında kaldığımız yerden devam etme şansı bulduk. Bu etkinliğe değerli yazar Latife Tekin’in katılmış olması, bizler adına onur verici olduğu kadar muazzam bir deneyimdi.

Ülkemizde kültür mozaiğini koruyan ve yaşatan ender yerleşim merkezlerinden Arsuz, sıcacık, sakin bir balıkçı köyü. Usul usul esen meltemi, kadifemsi kumsalı, lacivert deniziyle misafirlerini Akdeniz’in bunaltıcı sıcağından esirgemeye seferber olmuş gibi. İnsan ilk adımını attığı, havasını ilk soluduğu andan itibaren dokunduğu her taşı, toprağı, kokladığı her çiçeği sevmeye koşullanıyor. Yasemine bulanmış hanımeli kokusunu kim sevmez ki zaten! Yetmezmiş gibi etkinliklerin yapıldığı İskender Sayek Kültür Evi de, avlusundaki turunç ağaçlarının gölgeliğinde ağırlıyor bizleri. Bu 1800’lerden kalma aile konağı, artık bir ‘kültür ve müze evi’ olarak kullanılıyor. Füsun Hocamızın anısına yakışır bir şekilde, toplumsal duyarlılık ve sosyal sorumluluk konusunda çok değerli etkinliklerin merkezi durumunda. Ağustos ayı boyunca konserler, sergiler, toplum söyleşileri, çocuklara yönelik sanat atölyeleri, spor yarışmaları ve sağlık taramaları gerçekleştiriliyor. 

Hekim camiasında “Füsun Abla” olarak anılan, insan sevgisini hekimlik onuruyla buluşturan, sıcakkanlılığı ve sevecenliği ile tanınan, 1996-2006 yılları arasında TTB Merkez Konseyi Başkanı olarak görev yapan Füsun Sayek, hekim haklarının korunması ve geliştirilmesi, sağlık hakkı ve demokrasi mücadelesinin ön saflarında yer almıştı. Türkiye sağlık ortamını piyasaya devreden Sağlıkta Dönüşüm Programı’na karşı hekimlerin g(ö)reve çıkmasına önderlik etmişti.

TTB 54’üncü Büyük Kongresi’ne hasta yatağından gönderdiği mesajda, meslektaşlarına seslenişini hatırlatmasam bu metnin eksik kalacağını düşünüyorum: “Düşlerimiz yüce bu ülkede. Tüm herkesin, toplumun iyi sağlık hizmeti almasını istiyoruz. Gözümüz kendimizden başkasının durumunu görmeyecek kadar kararmış, ruhumuz başkalarını düşünemeyecek kadar yıpranmış, vicdanımız incinmeyecek kadar körelmiş değil. Biz hekimiz, biz vicdanlıyız, biz heyecanlıyız. Şimdi her şey doludizgin ve çoğul. Ve şimdi her şey yeniden…”

İşte bu dünyadan bir Füsun Sayek geçtiğini bilmenin kıvancıyla başladı Arsuz’daki edebiyat matinemiz. Bizleri sanat ve dostlukla buluşturan, edebiyat matinelerinin öncüsü olan değerli hekim, şair ve yazar Dr. Ali Özyurt’u da özlemle yâd ettiğimiz etkinliği, “pandemide kaybettiğimiz sağlık çalışanlarına” adadık.

Dr. İskender Sayek, açılış konuşmasında Füsun Sayek ve Ali Özyurt’u anarak bu yıl Füsun Sayek etkinliklerinin 16’ncısını yaptıklarını, pandemi nedeniyle iki yıldır yüz yüze yapamadıkları etkinlikleri bu yıl, bu şekilde yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Sayek ayrıca TTB Ali Özyurt Kültür Sanat Edebiyat Kolu’na etkinliğe verdikleri destek için teşekkür etti.

Ardından söz alan TTB II. Başkanı Dr. Ali İhsan Ökten ise Füsun Sayek ve Ali Özyurt’u anarak başladığı konuşmasında, yıllardır sürdürülen bu etkinliklerin yaşatılmasının çok önemli olduğunu belirterek Füsun Sayek ve Ali Özyurt’un hiçbir zaman unutulmayacağını vurguladı.

Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen, TTB Ali Özyurt Kültür Sanat Edebiyat Kolu Başkanı Dr. Ayşegül Tozeren’in tüm katılımcıları derinden etkileyen konuşması da bu yazının içeriğinde muhakkak yer almalı:

“Dr. Füsun Sayek Kültür ve Sanat Etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen TTB Dr. Ali Özyurt Kültür Sanat ve Edebiyat Kolu’nun bu özel edebiyat matinesine hoş geldiniz. Özel, çünkü pandeminin ardından ilk yüz yüze etkinliğimiz. Çünkü salgında her birimizin ‘bugün de ölmedim anne’ demesinin bambaşka bir değeri vardı ve şimdi tekrar yan yanayız. Bu etkinliğimizi pandemide yaşamını yitiren hocalarımıza, meslektaşlarımıza adıyoruz. Evet bu etkinlik özel. Çünkü Füsun Sayek TTB’nin efsanevi başkanı ve onun adına düzenlenen etkinlikler kapsamında Arsuz’dayız. Füsun hocamızı ülkemizin çok zor günlerinde, büyük Marmara depreminde hekim örgütünü yönetirkenki dirayetiyle tanıdık ve ona hayran olduk. En azından benim tanışmam böyle. Bu etkinlik özel. Çünkü Latife Tekin konuğumuz. Edebiyat Matinelerinin en başında, Gümüşlük Akademi’de Türkiye’nin dört bir yanında etkinlik yapmaya karar vermiştik. Edebiyatın büyük ismi Latife’nin aşk romanını konuşacağız. Bizi buraya getiren de aşk değil mi? Füsun ve İskender Sayek’in ölümsüz aşkı… Hoş geldiniz!”

Evet, bu etkinlik çok özeldi. Değerli yazar Latife Tekin, tüm ülkenin, en çok da hekimlerin matemli olduğu bir tarihte, “Bu defa ben sizi iyileştireceğim,” diyerek Gümüşlük Akademi’de bizleri buluşturmuş, edebiyat matinelerinin başlangıcına vesile olmuştu. Pandeminin ardından yüz yüze gerçekleştirdiğimiz bu ilk etkinlikte de yine yanı başımızdaydı. Bu defa da bizleri aşkla buluşturdu!

Edebiyat söyleşilerine Arsuzluların katılımı yoğundu. Özellikle Latife Tekin’in söyleşisi sırasında avlunun dolup taştığını mutlulukla gözlemledim. Dinleyiciler arasında Dr. Füsun Sayek’in kızı ve CHP Genel Sekreteri, milletvekili Selin Sayek Böke, Ali Çerkezoğlu, Arzu Çerkezoğlu da bulunmaktaydı.

İlk bölümde, camiamızdaki yazar hekimlerden bazıları olan biz Gönül Malat, Nilüfer Benal, Veysi Ülgen, Ali İhsan Ökten ve Ayşegül Tözeren,  edebiyat yolculuklarımızı anlattık. İkinci bölümde ise Latife Tekin’le son yayımlanan romanı Zamansız’ın yazım süreci, esinlenmeleri, değerli yazarın edebiyat serüveni, birikimi, muazzam düş ve düşünce dünyasına dair tadına doyulmaz bir sohbet gerçekleştirildi. Yazar bizlere aşkı anlattı: Aşk üç harflik, bir küçücük sözcük iken içine sığdırdığı kavramların uçsuz bucaksızlığını… Her ne kadar aldanışları, aldatışları, kavuşamayışları, ayrılıkları barındırsa da tatlı bir bahar yağmuru ertesi gibi hayatın rengini ışıldatan, ruhun tozlarını arındıran sihrini… Zamansız’ın başkahramanları bir gölün sakinlerinden, bir yılanbalığı ve bir gelincikti ne de olsa. Mümkünsüzdü ama imkânsız değildi.

Etkinliğin ertesi gününde ise yılanbalığı ile gelinciğin fırtınalı aşkını dingin sularında sakınan “göl”ü tavaf ettik. Sevgili Latife Tekin, her gittiği yerde muhakkak civardaki gölleri ziyaret ediyormuş. Bizler de kendimizi, onun düşleyişlerinin ivmelendiği göllerden birinde, düşlerinin kanadında, Kırıkhan’da bulduk. Okaliptüs ağaçları ve ılgınların çevrelediği gölü bağrından fışkıran sazlar, su sarmaşıkları, nilüferler yeşile ve düşlere bürümüştü. Sevgili yazarımızın, tamamlamış olsa da eseriyle gönül bağını koparmadığını görmek, gölden aldığını göle bırakışının tanığı olmak bizler için ilham verici bir deneyimdi. O göle Zamansız çaladururken bizler göle aşk çaldık! Ayşegül Tozeren’in deyişiyle “İmkânı olan âşık olsun,” dedik. Zamansız’dan aldığımız esinle…

Kırıkhan’ın ardından rotamızı Reyhanlı Gölü’ne çevirdik. Bu göl, peyzaj çalışmaları ve etrafındaki kafeler ile Millet Bahçesi olarak düzenlenmiş. Her ne kadar alımlı bir tasarım olsa da gönlümü Kırıkhan Gölü’nün dokunulmamış doğasında bıraktığımı itiraf etmeliyim. Bu parkın asıl etkileyici yanı, komşu ülkeyle sınırı belirleyen dağın yamacında olması, bir şehrin olağan yaşantısının diğer ülkenin içine bu denli yaslanmış olmasıydı. Bu iç içeliği yakından görene dek, sınırların evsiz, bitkisiz, hayvansız, insansız bir boşluğun ardından başladığını hayal ederdim doğrusu. Tıpkı her iki ülke halkının kültürel ve sosyal kaynaşması kadar sarmaş dolaştı, “geçilmezliği” işaret eden duvarlar. Sanki bir sıçramayla öte yana aşıvereceğimi düşündüren o duvarlar, zihnime ördüklerimin de ne denli sembolik olduğunu düşürdü aklıma.

Son olarak, bizlere Hatay çevresinde yaptığımız gezide mihmandarlık eden, ihtimamla ağırlayan sevgili Nadiye Matkap ve Ünsal Matkap’a, efsanevi TTB başkanımız Füsun Sayek’in anılarıyla bizi buluşturan Prof. Dr. İskender Sayek’e, düş bahçelerinin kapılarını ardına kadar açan değerli yazar Latife Tekin’e konukseverlikleri için kalbimin tüm teşekkürlerini sunmalıyım. Unutulmaz an’lar küfeledik heybemize.

*Selda Sevtap Demirci’nin Arsuz şiirinden alıntı. Sevgili ozanımız etkinlikte bizimle olamadığı halde, gönül gözüyle mısralamıştır Arsuz’u.